Diyarbakır Havadis

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
AkhisarsporMKE AnkaragücüAytemiz AlanyasporAntalyasporİstanbul BaşakşehirBeşiktaşBursasporErzurum BBÇaykur RizesporFenerbahçeGalatasarayGöztepeKasımpaşaKayserisporAtiker KonyasporTrabzonsporDemir Grup SivassporYeni Malatyaspor

TMT mensubu Veli Koreli: “EOKA ve PKK aynı merkezler tarafından kurulan 2 örgüttür”

ÇEŞİTLİ ZİYARETLERDE BULUNMAK VE KENTİN ATMOSFERİNİ SOLUMAK İÇİN DİYARBAKIR’A GELEN, MERKEZİ KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİNDE BULUNAN TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI (TMT) MENSUBU VELİ KORELİ, EOKA VE PKK’NIN AYNI MERKEZLER TARAFINDAN KURULAN 2 ÖRGÜT OLDUĞUNU SÖYLEDİ.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
TMT mensubu Veli Koreli: “EOKA ve PKK aynı merkezler tarafından kurulan 2 örgüttür”
81 views
09 Aralık 2020 - 17:10
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Çeşitli ziyaretlerde bulunmak ve kentin atmosferini solumak için Diyarbakır’a gelen, merkezi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mensubu Veli Koreli, EOKA ve PKK’nın aynı merkezler tarafından kurulan 2 örgüt olduğunu söyledi.

Bir dizi ziyarette bulunmak üzere Diyarbakır’a gelen Koreli, burada açıklamalarda bulundu, EOKA ve PKK’nın aynı merkez tarafından kurulduğunun altını çizen Koreli, Türkiye’de yaşatılmak istenen kaosların Kıbrıs Türk kesiminde de aynı hain kesim tarafından aktive edildiğini belirtti. Veli Koreli Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin basın yayın kuruluşları dahil hiçbir mecrada seslerini duyuramadıklarını vurgulayarak, “Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığı döneminde yazılı, görsel basınla birlikte kurdukları sosyal medya ordusu üzerinden Türk halkını olumsuz yönde algı bombardımanı altında tutuyorlardı” dedi.

“Diyarbakır, dünyada eşine az rastlanabilecek bir şehirdir”

Diyarbakır’ı gördükten sonra kente hayran kaldığını ifade eden Koreli, “Çok uzun yıllar boyunca medya aracılığı ile Diyarbakır hep terörün merkezi gibi gösterilmişti ve insanların ön yargı ile yaklaşmasına sebep olmuştu. Ama ön yargılardan uzak gelip görünce Diyarbakır’ın medyada yer aldığı gibi bir şehir olmadığını gördüm. Herkesin mutlaka gelip görmesini ve yemeklerinden tatmasını istediğim bir şehirdir. Ayrıca tutkuyla bağlanılan şehirler vardır, İstanbul, İzmir gibi, Diyarbakır’da öyle bir yer. İnsanı yabancılara karşı tüm Anadolu halkı gibi konukseverdir. Ben Diyarbakır’ı bu kadar güzel beklemiyordum. Bu saatten sonra tarihin en önemli anlarına tanıklık eden ve farklı kültürleri bir arada tutmayı başaran Diyarbakır birbirinden güzel ve değerli yapılarıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Binlerce yıllık geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, benim için ikinci memleketim diyebilirim. Çünkü birçok medeniyete beşiklik etmiş ve başkent olmuş bir şehrin havası, suyu ve manevi değerlere sahip yönüyle dünyadaki birçok kentten daha iyidir. Her ilçesinde farklı hikayesiyle misafirlerinin kalbini çalan şehir, çevresini saran anıt görünümlü surları ile eski Mezopotamya kale şehirlerinin son simgesidir” diye konuştu.

“Kıbrıs’tan Türkiye ve bölgeye 3 bakış açısı var”

Kıbrıs Türk kesiminden Türkiye’ye ve bölgeye çoklu bakış açısının hakim olduğunu aktaran Koreli, şöyle konuştu:

“Kıbrıs Türk kesiminde birden fazla Türkiye ve bölgeye bakış açıları mevcuttur ve bu bakış açıları mevcut kesimlerin siyasi düşüncesine veya ideolojisine göre değişir. Bu bakış açılarını da Kıbrıs’taki solcu ve AB’ci kesim, yüzde 65-70’lik Türkiye’ye bağlı sağcı ve milliyetçi kesim ve AK Parti hükümetinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan önderliğinde güçlenen Türkiye’yi destekleyen kesim olmak üzere 3 başlık altında şöyle özetleyebilirim; ‘Kıbrıs’taki solcu ve AB’ci kesim, Türkiye’nin 1970’li sağ-sol kavgaları sırasında Türkiye’de tahsildeyken sol kesimde yer alan ve Kıbrıs’a döndükten sonra siyasete atılan o zamanki ’Solcu’ Kıbrıslı öğrencilerden gelme egemen liderliğin kontrolü veya perde gerisinden güdümü altındadır. Bu kesim Türkiye’yi Kıbrıs’ta ’işgalci’ olarak görür ve aynı kesime göre ’Kürtler zulüm görmektedir’ gibi saçma sapan söylemleri vardır ki bu anlamda Diyarbakır başta olmak üzere Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerler mercekleri altındadır. Bu kesim Kıbrıs’ta yüzde 30 – 35 civarında olup Güney Kıbrıs, AB ve batılı fonların hibe, destek ve örtülü ödeneklerle ayakta tuttuğu bu kesim içerisinde ayni görüşü paylaşmayan ve kucaklayıcılıktan uzak, bencil ve çıkarcı sağ politikacılara tepki olarak o kesimin içinde olan yüzde 10’luk bir kesim mevcut olmakla birlikte çoğunluğun baskın söylemleri nedeniyle suskun durumdadırlar. Öte tarafta, yüzde 65 – 70’lik Türkiye’ye bağlı sağcı ve milliyetçi kesim mevcut olmakla birlikte bu kesim de kendi içerisinde Türkiye’ye bakış açısı itibarıyla farklılıklar arz ediyor. Kıbrıs’taki milliyetçi kesimin diğer yarısına göre ise Türkiye Ortadoğu’da güçlendikçe güçlenen, güçlü ordusu ve enerjik nüfus yapısı nedeniyle Ortadoğu’da en büyük söz sahibi durumuna gelen, tarihinden gelen devlet tecrübesi ve aklı ile hareket eden, dinine, kültürüne ve özüne bağlı çağdaş bir Türk devletidir. Türkiye’nin gelişip güçlenmesinin rahatsız ettiği AB ve batılı merkezler Türkiye’nin zengin kültürel mozaiğini Türkiye’ye karşı kendi lehlerine bir avantaj gibi görüp bu mozaik üzerinden Türkiye’yi içten çökertme ve parçalama peşindedirler. Diyarbakır ise Türkiye’nin kültürel mozaiğinin önemli parçalarından Mezopotamya kültürünün bir nevi başkenti olma özelliği taşıması nedeniyle, AB ve Batılı merkezler Diyarbakır’da etkilerini artırma ve orayı kendi emellerinin bir üssü haline getirme gayreti içerisindedirler. Bu kesime göre Anavatan Türkiye’nin ulaştığı mali ve ekonomik güç AK Partinin eseridir, PKK ise Türkiye’nin gelişip güçlenmesini kendisi için tehlike olarak gören AB ve batılı merkezlerin Türkiye’nin başına musallat ettiği bir silahlı örgüttür.”

“Yunanistan ve Avrupa, Kıbrıs’ta Türkler aleyhine çalışmalar yürütüyor”

Koreli, Kıbrıs Rum kesimi başta olmak üzere Yunanistan ve Avrupa’nın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinde oyunlar oynadıklarını ve bu oyunlarla KKTC üzerinden Türkiye’yle ilgili projeleri olduğunu aktardı. Koreli, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinde Güney Kıbrıs, Yunanistan, AB ve Anglo-Amerikan merkezlerince organize edilen oyunlar, Kıbrıs Türk varlığının adadan silinmesine yönelik olarak bir asırdan beri devam eden ve 1950’li yıllardan itibaren hızlanıp 1974 mağlubiyetiyle daha da alevlenerek süregelen operasyonların bir devamıdır. Özellikle Annan Planı döneminde Kıbrıs Türk halkının geçirdiği siyasi sarsıntıyı paralar akıtarak kullanan Rum kesimi ve AB merkezlerince Kıbrıs Türklerinin o güne kadarki milli bakış açısı törpülenmiş, halkın devletine bağlılığı zayıflatılmış, Türk halkının toplumsal düşünce yapısına ’1974 öncesine dönüşü ve AB’ye katılımı’ savunan düşünceler enjekte edilmiş ve bu düşünceler paralelinde durmaksızın argüman üretip pompalayan algı ve medya merkezleri kurulmuştur. Kıbrıs Türk halkının plana ’evet’ demesi sonrasında KKTC içerisine iyice yerleşerek ilk hedefini gerçekleştiren bu merkezler, uzun uzadıya devam eden görüşme ortamlarının gereği olarak gösterilen hoşgörüyü istismar ederek hedef büyütmüş ve Kıbrıs Türklerinin anavatanla olan bağlarını koparmayı, bunun için K/T halkı arasında anti-KKTC’ci ve anti-Türkiyeci bir kamuoyu oluşturmayı yeni hedef olarak belirlemiştir. Bu medyatik merkezleri kurma ve hibelerle yardımlarla ayakta tutma konusunda organize bir işbirliği içerisinde çalışan Elenist-Avrupai üst akıl, bir taraftan K/T halkı içerisindeki operasyonlarını sürdürürken diğer bir taraftan da Yunanistan ve Güney Kıbrıs üzerinden Türkiye’deki örgütlere ve Türkiye’nin başını ağrıtmaya aday her türlü yapılanmalara el altından destek vermiştir ve vermeye devam etmektedir. Bu nedenledir ki, Rum kesimi tarafından Abdullah Öcalan’a sahte Kıbrıs pasaportu verilmiştir. Bütün bu oyun ve operasyonlardan AB’nin, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki yeraltı zenginliklerine Türkiye’ye muhtaç olmadan Kıbrıs üzerinden uzanabilme, Kıbrıs Rumları ile Yunanistan’ın ise 1974’ün intikamını alma amacı güttüğü, her üçünün ortak amaçlarının ise tehlike olarak gördükleri Anavatan Türkiye’nin büyüyüp gelişmesini ve güçlenmesini önlemek olduğu değerlendirilmektedir” diye konuştu.

“Akıncı’nın kaybetmesi KKTC’de birçok şeyi değiştirdi”

Geçtiğimiz aylarda KKTC’de yapılan seçimi ve seçim sonrası Kıbrıs’taki havayı değerlendiren Koreli, Kıbrıs’ta son haftalarda güzel şeylerin olduğunu ifade etti. Bundan sonra daha da güzel gelişmelerin olacağını belirten Koreli, “Kıbrıs’taki Türklerin tek çaresinin Rumlarla anlaşmak olduğunu savunan ve hakimiyeti altındaki yazılı, görsel basın ile kurdukları sosyal medya ordusu üzerinden Türk halkını bu yönde algı bombardımanı altında tutan ’federalist ve birleşmeci’ kesim, Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığını kaybetmesiyle çok büyük bir yara aldı. Cumhurbaşkanlığı’ndaki değişim ile birlikte, Rumların KKTC ve Türkiye’yi hedef alan agresif eylem ve beyanlarına karşı eziklik içerisinde hareket eden ve ’zülfü yare dokunmasın’ tavrıyla hak ettiği cevabı Rumlara vermekten ve atılması gereken adımları atmaktan kaçınan Akıncı liderliğindeki eski düşünce gitmiş, yerine, Kıbrıs Türkünün çoğunluğunun hislerine tercüman olan, Rum propagandasıyla ’dişe-diş, söze söz, arşına bez’ bir mücadele başlatan ve çözüm konusunda halkı alternatifsizlikten kurtarıp iki devletli çözümü görüşme masasına koyan, tanınma yolunda anavatan Türkiye ile birlikte adımlar atma planları yapan yepyeni bir anlayışın egemen olduğu bir Cumhurbaşkanlığı makamı gelmiştir. Cumhurbaşkanlığını kaybetmekle büyük bir güç kaybına uğrayan ’federalci ve birleşmeci’ kesim, ilk şaşkınlığı attıktan sonra toparlanma faaliyetlerine başlamış, bu maksatla Lefkoşa’daki Dereboyu’nda Akıncı önderliğinde birkaç bin kişilik bir yürüyüş gerçekleştirilmiş, bunun yanında bir süredir sessiz duran sendikalar devlet-hükümet karşıtı eylem ve faaliyetlerini artırmıştır. Diğer yanda yeni hükümetin kurulması ile ilgili olup bitene bakıldığında, KKTC ve Türkiye karşıtı üst akıl tarafından seçimde yenilgiye uğrayan parti liderlerinin egolarını kaşıyarak iktidarı ele geçirme ve iktidar üzerinden bir taraftan tanınma yönünde Cumhurbaşkanlığı’nca yapılacak faaliyetlerin tekerine takoz koyma, diğer taraftan da güç kaybını telâfi etme ve artırma planları yapıyorlar” şeklinde konuştu.

“Kıbrıs 1571’den beri Türk’tür ve Türk olarak kalacaktır”

KKTC’deki EOKA örgütüyle ilgili açıklamalarda bulunan Koreli, “Kıbrıs’ta birçok dernek ve örgüt faaliyet yaptığı gibi EOKA da bunlardan biridir. Örneğin, kuruluşları, geçirdikleri evreler, faaliyetleri bakımından tıpa tıp benzerlik arz eden PKK ve EOKA örgütlenmelerinin aynı merkezlerce kurdurulduğu, başlarına getirilen Abdullah Öcalan ve Grivas’ın aslında hem batılı merkezlerin ajanı, hem de batının Ortadoğu’daki çıkarlarının bir nevi ’procuratorü’ olduklarına ilişkin birçok delil mevcuttur. 1956-58 yılları arasında İngiliz MI5 elemanlarının EOKA’nın kurucusu ve yöneticisi Grivas’ı yakalamak için Kıbrıs’ta yaptığı operasyonlar sırasında Grivas’ın yerini nokta olarak belirlemişken son anda İngiltere’den gelen emirle yakalama operasyonu iptal edildi. Ayni şekilde Kıbrıs’taki Osmanlı Vakıflarının İngiliz sömürge idaresince Rumlara EOKA aracılığıyla yağmalatıldığını söyledi. Kısıtlı imkanlarımızla Güney Kıbrıs ve KKTC medyasında sürdürdüğümüz takiplere, çevremizdeki olayların akışı ile ilgili olarak yapabildiğimiz gözlemlere, gözlemlerimizle ilgili tespitlerimize, bu tespitlerimizi sahadaki olgularla harmanlayarak elde edebildiğimiz sonuçlara ve bu sonuçlar üzerinden edindiğimiz kanaatler ile fikirlere dayanmaktadır. Sizlere de bana bu imkanı verdiğiniz ve sesimizin anavatanımızda duyulacak olmasından dolayı çok teşekkür ediyorum. Allah anavatanımızı yanımızdan eksik etmesin. Son olarak da şunu net olarak söylemek isterim milli ada Kıbrıs 1571’den beri Türk’tür ve Türk Kalacaktır” dedi.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.